Havza Haber Ajansı Çeviri Servisi’nin haberine göre Lübnan’ın önde gelen Caferî müftüsü Hüccetü’l-İslâm Şeyh Ahmed Kabalan şu açıklamalarda bulundu: “Asıl mesele Lübnan’ın egemenliği, uzlaşıya dayalı yönetim modeli ve Müslüman-Hristiyan ortaklığıdır. Bu yapı, ülkeyi ortadan kaldırmayı hedefleyen Siyonist projelerle açıkça çelişmektedir. Gerçekleri inkâr etmek kimsenin yararına değildir. Zira bazıları, Amerikan-Siyonist projelerinin itaatkâr hizmetkârı rolünü üstlenmektedir. Bu nedenle Tel Aviv’e hizmet eden bir ortamda bulunmakta ısrar eden herkes, gidip orada yer alsın. Ağlama Duvarı’nın (West Wall) önünde ağlayanlar bu mücadeleyi kaybetmiştir. Bugün direniş, Lübnan’ın simgesi ve egemenliğinin temsilcisidir. Ordu ile direniş arasında kurulacak ortaklık sayesinde ise ulusal güvenlik ve savunma yapısının en önemli kurucu temeli oluşturulacaktır.”
Şeyh Kabalan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün Lübnan’ı koruma, ülkenin egemenliği için mücadele edenleri onurlandırma ve ulusal iradeyi güvence altına alma zamanıdır; Amerikan emir ve talimatlarını uygulama zamanı değildir. Özellikle de Tel Aviv’in kasabı Netanyahu, bu savaşın sonuçlarıyla birlikte artık geçmişte kalmıştır ve sonu siyasi mezarlıklarda yerini almak olacaktır. Buna karşılık Lübnan, güney cephesinin sonuçlarını bölgeye kabul ettirmiş bölgesel bir ağırlık merkezine dönüşmüştür. İran’ın, Lübnan’ın ulusal egemenliğini koruma konusundaki kararlılığı sayesinde Lübnan dosyası bugün Tahran ile Washington arasındaki büyük müzakerelerin merkezinde güçlü bir şekilde yer almaktadır.”
Şeyh Kabalan konuşmasının devamında şunları söyledi: “Biz Tahran’a tam güven duyuyoruz. Lübnan’ı Washington-Tahran müzakerelerinden ayırıp Washington’un Siyonist müzakerelerinin hizmetine sunma girişimi son derece açıktır ve buna hiçbir siyasi ya da güvenlik fırsatı tanımayacağız. Lübnan’ı Amerikan etkisi altına sokmak isteyen güçler başarılı olamayacaktır. Lübnan hiç kimsenin, özellikle de Tel Aviv’in oyun sahası olmayacaktır. Mevcut yönetim, egemenlik ve siyaset açısından adeta siyasi intihar etmektedir. Özellikle de Lübnan ordusunun vatanını savunmasını, hatta en azından ülkesinin savunmasına katılmasını engellemesine rağmen ulusal mutabakata darbe vurmaya devam etmektedir.”
Tahran’a Yönelik Her Türlü Düşmanlığa Engel Olacağız
Lübnan Müftüsü sözlerine şöyle devam etti: “Lübnan, ulusal bir inanç ve uzlaşı esasına dayalı kurucu bir sistemdir. Kim Lübnan’ın uzlaşı sistemine darbe vurursa, ülkeyi benzeri görülmemiş bir ulusal felaketin ortasına sürüklemiş olur. Bu ise hiç şüphesiz son derece tehlikeli bir tercihtir. Bu intihar niteliğindeki oyunun arkasında Washington, Tel Aviv ve mezhepçi katliam gruplarının parmağı bulunmaktadır.
Bugün İmam Hüseyin’in (a.s.) matem günlerinde ve onun büyük kıyamını anarken, Lübnan’ın en büyük egemenlik mücadelesine katkı sunan İran’a teşekkür ediyor ve İran'dan, Lübnan’da Suudi Arabistan’ın da ortağı ve destekçisi olacak bir rol üstlenmesini istiyoruz. Böylece Amerikan-Siyonist fitnelerinin ateşi önlenebilir.
Lübnan ne İran’a karşı olabilir ne de Suudi Arabistan’a karşı olabilir. İran’a düşmanlık projelerini uygulayan herkes, Lübnan’ı Amerikan kurdunun ağzına atmış olur. Biz Tahran’a yönelik her türlü düşmanlığa engel olacağız. Bazıları çok iyi biliyor ki Amerika, Lübnan’a karşı yürütülen savaşta terörist İsrail’in ortağıdır; buna karşılık İran ise Lübnan’ın egemenliğini savunmasında onun ortağıdır.”
Trump, Netanyahu’nun Yerine Geçecek Bir İsim Arıyor
Şeyh Kabalan şöyle konuştu: “Bu nedenle özellikle egemenlik meseleleri ile dinî ve ahlaki bağlar konusunda ateşle oynamaktan kaçının. Siyasi rüşvet oyunlarını artık geride bırakalım.
Bugün Lübnan, Allah’ın iradesi ve kudretiyle direnişin fedakârlıkları, yaralılarının çektiği acılar ve onurlu halkının sabrı sayesinde en tehlikeli savaştan en büyük zaferle çıkmaktadır. Bütün bunlar, Tahran’ın Orta Doğu’da büyük ve denk bir bölgesel güç hâline geldiği bir dönemde gerçekleşmektedir. Bu durum, Lübnan’ın egemenlik çıkarlarının hareket alanını genişletmektedir. Aynı zamanda Trump, Netanyahu’nun yerine geçecek bir isim aramaktadır.
Sonuç olarak İsrail, yeni Orta Doğu’nun şekillenmesine yön verme kabiliyetini kaybetmiştir. Tahran’ın varlığı ve ağır füzeleriyle birlikte Lübnan, yeni Orta Doğu düzeninin merkezinde yer almaktadır.”
Talebimiz, Lübnan’ın Egemenliğinin Güçlendirilmesi ve Sadık Bölgesel Müttefiklerin Güvence Altına Alınmasıdır
Şeyh Kabalan şöyle dedi: “Bizim talebimiz, Lübnan’ın egemenliğinin güçlendirilmesi ve zalim ile hain müttefikler değil, sadık bölgesel müttefiklerin güvence altına alınmasıdır. Lübnan ancak uzlaşıya dayalı ortaklık ve egemenlik gücüyle ayakta kalabilir. Bizim için Sünni-Şii İslam birliğinden daha önemli hiçbir şey yoktur ve bundan asla vazgeçmeyeceğiz.
Lübnan’ı en tehlikeli Amerikan-Siyonist oyun ve fitnesinden koruyan herkese teşekkür ediyoruz. Direnişe, şehitlere, yaralılara ve yerinden edilenlere (Güney Lübnan, Dahiye ve Bekaa halkına) teşekkür ediyoruz. Ayrıca Lübnan’ın varlığını tehdit eden en kritik anlarda geri adım atmayan tüm bireysel girişimlere ve millî liderlere de şükranlarımızı sunuyoruz.”
İmam Hüseyin’e (a.s.) Sahip Olan Kimse, Asla Yenilgiyi Tanımayacaktır
Şeyh Kabalan konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Mevcut Lübnan yönetimine hatırlatıyoruz ki, Meclis Başkanı Nebih Berri’ye başvurmalıdır. Onsuz hiçbir taahhüdü kabul etmeyeceğiz.
Bizim tarihimiz İmam Hüseyin’dir (a.s.). İmam Hüseyin’den başka hiçbir sermayemiz yoktur ve onun yerine geçecek hiçbir alternatifimiz de yoktur.
İmam Hüseyin’e (a.s.) sahip olan kimse -saldırgan ordular ne kadar çoğalırsa çoğalsın ve cahiller ile düşmanların çıkardığı fitneler ne kadar uzarsa uzasın- asla yenilgiyi tanımayacaktır.”

yorumunuz